Kahve, yalnızca bir içecek değildir.
Bir yöntem, bir reçete ya da birkaç doğruyla açıklanabilecek kadar da basit değildir.
Aynı çekirdek; farklı öğütümlerde, farklı sıcaklıklarda, farklı ellerde bambaşka tatlara dönüşebilir.
Bu değişim yalnızca teknik bir süreç değil; insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin de bir yansımasıdır.
Damak tadı dediğimiz şey, aslında her birimizin içinde taşıdığı kişisel bir dünyadır.
Saggio Coffee’de kahveyi “doğru–yanlış” üzerinden anlatmıyoruz.
Evet, referans noktaları var.
Ama bu noktalar birer kural değil; yalnızca başlangıç çizgileri.
Bu blog, kahvenin tek bir doğrusu olduğunu iddia eden bir yer değil.
Aksine; denemeye, düşünmeye, sorgulamaya ve kendi yolunu bulmaya alan açar.
Burada yazılanlar bir tariften çok bir davettir.
Bazen bir demleme yöntemi üzerine konuşuruz, bazen bir çekirdeğin karakteri üzerine, bazen de sadece bir fincan kahvenin insana ne hissettirdiği üzerine.
Çünkü iyi kahve, yalnızca lezzet meselesi değildir.
İyi kahve; insanın kendini tanıma, yavaşlama ve paylaşma hâlidir.
Ve bu hâl, paylaşıldıkça çoğalır.
Bu blogda anlatılan her şey, kendi ritmini bulma yolculuğuna eşlik etmesi için burada.